Sektörel Bilgi ve Tecrübe Sahibi Olmanın Yabancı Dil, Sertifika, Kurs Seçimine Etkisi Nedir?

Üniversite öğrencilerine her bulduğum fırsatta ilettiğim 5 kritik kariyer tavsiyesinin iki numarasında “sektörel bilgi ve tecrübenizi artırın” yer alıyor. Daha önceki blog yazılarımda ve YouTube videolarımda bu konunun önemini, nasıl yapılacağını, doğru meslek seçimine etkisini ve girişimciliğe etkisini sizlerle buluşturmuştum. Bugün sıra, sektörel bilgi ve tecrübe sahibi olmanın ek yabancı dil, kurs, sertifika seçimine olan katkısına geldi.

Üniversite öğrencilerinin bana sıkça ilettiği soruların arasında kariyer gelişimim için,
  • “Hangi sertifikayı almalıyım? 
  • “İngilizce dışında hangi ek yabancı dili öğrenmeliyim?”
  • “Hangi kursa gitmeliyim?”
  • “Hangi seminere katılmalıyım”

yer alıyor. Ben bir öğrencinin bu sorulara kendi cevap veremiyor oluşunu ya da etraftan aslında pek de doğru olmayan cevaplar alıyor oluşunu sektörel bilgi ve tecrübe yetersizliğine yoruyorum.

Eğer bir öğrenci okul dönemi yarı zamanlı çalışmalar gerçekleştirir, yaz dönemi stajlar yaparsa, girdiği sektörlere dair tecrübesini artırırken online kaynaklarla sektörel bilgisini de artırırsa hangi sektörde neyin ihtiyaç olduğuna dair daha güçlü bir öngörüye de içgörüye (insight) de sahip olabilir.

Bir örnek üzerinden ilerleyelim.

1.sınıfın yazında bir kimya fabrikasının üretim planlama alanında 2 ay staj yapan ve okul döneminde de 6 ay boyunca bir sigorta şirketinde yarı zamanlı satış danışmanı olarak çalışan bir endüstri mühendisliği öğrencisi düşünelim. Bu öğrenci eğer üretim planlama alanını gerçekten sevdiyse, kimya sektörüne dair edindiği izlenim ve de araştırdıkları onda bir heyecan uyandırıyorsa artık bu öğrenci kimya sektörüne yönelik, üretim planlama alanıyla ilgili kendisine yatırım yapabilir.

O sektörde Almanca geçerli bir dilse ya da Almanya, İsviçre, Avusturya gibi ülkelerde o sektöre dair çok güçlü oyuncular varsa ikinci yabancı dil olarak Almancayı seçebilir. Tabii ki de İngilizcesini çok iyi bir seviyeye getirdikten sonra. Üretim planlama alanında herhangi bir sertifikanın ekstra fayda sağlayacağını güvenilir kaynaklardan araştırdıysa ya da stajındaki & LinkedIn’ndeki iş ağından öğrendiyse o sertifikayı almaması için bir neden göremiyorum. Katılacağı kurs ya da seminer o alanda ve o sektörde ona hizmet edecekse, öğrenci bunlara mutlaka katılmalıdır.

Bu yukarıda kurduğum cümlelerin aynısını 6 aylık sigorta sektörü deneyimi ve satış alanındaki deneyim için de söyleyebilirim. Üretim planlama, kimya sektörü ya da direkt fabrika gibi üretim alanları o genci bunalttığını varsayalım. Satış daha çok ilgisini çektiyse o zaman bu yatırımları satış alanında bir kariyer için yapabilir. Şimdi bu noktada eğer ben genç kardeşlerimi tanıyorsam, şunu diyebilirler:

“Daha bir yarı zamanlı çalışmada ya da bir stajda alan mı seçilir ya?” Ben kararsız kaldım, ya bir alanı seçer ve mutsuz olursam ne olacak?”

Bu “Kafamı Netleştirmeliyim Hareketsizliğine” yol açan bir sendroma dönüşebilir, çok dikkat etmek lazım. Noktaları ileriye doğru birleştirmeniz zor olacaktır, ancak Steve Jobs’un dediği gibi geriye doğru birleştirebilirsiniz. Onun için, siz sanki kafanız netmiş gibi o sektöre ve o alana yoğunlaşmaya bakın. Zaten seçtiğiniz sektörü ve alanı araştırdıkça, derinlemesine öğrendikçe ve daha çok deneyimledikçe mutsuz olduğunuzu görürseniz ya da ileride tatminsiz olacağınızı sezerseniz başka alana geçmeniz her zaman mümkündür. Başka disiplinlere ya da sektörlere geçerken öz geçmişiniz ne kadar dolu olursa o kadar iyi olur. Bir de aslında bir konuyu öğrenmeyi öğrendiğiniz için bir sonraki alanı ve sektörü keşfetmeniz çok daha kolay olacaktır. Neden o alanı seçtiğinizle ilgili de hikayeniz de daha kuvvetli olacaktır.

Tersini düşünelim. Eğer ne yapacağınızı bilmeden, ondan bundan aldığınız tavsiyelerle bir sertifika alırsanız, bir kursa giderseniz, seminerlere katılırsanız …

Pek tabii ki , size bir zararı olmaz. Sosyal medyada boş atmaktan her türlü iyidir fakat zamanınızı doğru optimize edebilmeniz adına elinizde ne kadar veri olursa o kadar doğru kararlar alırsınız. Bir de o sertifikaları aldıktan sonra “ee aldım bu sertifikayı ama şimdi ne olacak?” hissine kapılabilirsiniz. Bir kariyer planınız yoksa kafanızda bir pozisyon, sektör, departman yoksa gerçekten oradan oraya savrulup gidebilirsiniz. Sonuç olarak, bir alana yoğunlaşırken sizi korkutan “ya bu alanda mutsuz olursam hissinden” kurturabilirsiniz. Fakat bu sefer “anca bu alanda bir iş bulabildim, artık kaderimiz buymuş” kabullenişine yelken açabilirsiniz. Ben açıkçası ilk hissi ikinci kabullenişe tercih ederim.

Son söz olarak, sektörel bilgi ve tecrübe artırmadan alacağınız her kendinize yatırım kararı bir risk barındırır. Bu risk hep olacak fakat minimize etmek adına bir alanda dikey uzmanlaşmanızı her zaman olduğu gibi bu yazıyı bitirirken de tavsiye ederim.

Üniversite öğrencilerine, iş hayatına yeni atılanlara ve genç girişimcilere yönelik içerikler ürettiğim sosyal medya kanallarım: